Facebook
Sitemizde diğer kullanıcıların yazmış olduğu yazılardan kaynaklanan her hangi bir sorundan alemin sitesi sorumlu değildir.
[-]
Türkiyenin Bir Numaralı Forum Sitesi


[ Etiketler: sefiller | -roman | incelemesi | victor | hugo ]
Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Sefiller -roman incelemesi VİCTOR HUGO
Yazar Konu
Bahar
Çevrimdışı

Moderatör
***
Moderatör

Yorum Sayısı: 2,088
Üyelik Tarihi: 23-06-2011
Rep Puanı: 1
Teşekkürler: 2
8 mesajına 8 tşk. edildi.
Yorum: #1
Sefiller -roman incelemesi VİCTOR HUGO
Victor Hugo’nun büyüleyici başyapıtı Sefiller… Dünya edebiyatının en büyük romanlarından biridir. Uzunluğu karşısında başta korkuya kapılsanız da kitap hemen sizi hız kesmeyen akışıyla, sürükleyiciliğiyle bir sonraki adımda neler olacağını merak etmeye itecektir. Yazarın hikayesinin içine yedirdiği ahlaki dersler karşısında ona büyük bir hayranlık besleyeceksiniz. Eğer kısaltılmamış basımını okumayı tercih edersiniz, her ne kadar fazla zaman harcayacak olsanız da kitabın zenginliği ve derinliğiyle yaşayacağınız deneyim buna değecektir.
Sevgi, suç, kefaret, değişim, iyiler ve kötüler gibi birçok önemli kavramı içeriğinde barındıran kitap, Jan Valjean karakteri etrafında örülmüştür ve onun yaşadığı dönüşümü, kurtuluş hikayesini anlatır. Bir suçlu olma yolunda hızla ilerleyen Valjean’ın, Tanrı’yı ve onu içinde bulunduğu karanlıktan kurtaracak ışığı arayan bir adama dönüşmesinin hikayesidir. Karanlıktan aydınlığa, yanlıştan doğruya, kötüden iyiye, zulümden adalete geçişin anlatımıdır.
Başkarakter Jan Valjean’ın sertleşmiş bir kalbi vardır; çünkü yaşadığı yoksulluk nedeniyle sadece bir somun ekmek çalarken yakalanıp beş yıl kürek cezasına çaptırılmıştır. Ancak defalarca kaçmaya teşebbüs ettiği için 19 yıl hapis yatmıştır. Yaşadığı bu deneyim ondaki tüm iyi duyguları alıp götürmüştür. Toplum tarafından haksızlığa uğramak vicdani duygularını köreltmiştir, ta ki şans eseri psikoposla karşılaşana kadar. Digne Psikoposu ile karşılaşmak Jan Valjean’ın hayatını değiştirir; gerçek kişiliğinin, iyi duygularının üzerindeki sis perdesini psikoposun üstün manevi değerleri, lütufları kaldırır ve Jan Valjean’ın önünde yepyeni bir yol açılır. Burada Hugo’nun insanın iyiye, güzele doğru değişiminde “din” faktörünü kullanmış olması önemlidir. Çünkü dönüşüm kelimenin tam anlamıyla din adamının marifeti olarak gerçekleşir.
Victor Hugo, tam bir dönüşüm geçiren bir kahraman yaratmıştır ve bu kahraman olması gereken en doğru biçimde bir insanın karanlıktan aydınlığa yaptığı yolculuğu sergiler. Valjean hayatı boyunca bir sürü başarısızlığa, haksızlığa uğrar; birçok aksilikle karşılaşır. Suçlu görülmekten bir türlü kurtulamaz ve arkasında onu koruyan yasalar da yoktur. Ama Jan Valjean bu durumu kabullenmez; kötülükle ve kötülerle kararlı bir mücadele içindedir roman boyunca. Sadece kötülerle değil; aynı zamanda kendi vicdanındaki karanlıkla da defalarca mücadele etmek zorunda kalır.
İyi bir insan olarak yeni bir hayata adım atan Jan Valjean, sahte bir isim kullanarak şirin küçük bir kasabada önce endüstriyel bir güç haline gelir, sonra da belediye başkanlığına kadar yükselir. Yeni görevindeyken Fantine adlı bir kadınla karşılaşır. Fantine gayrimeşru kızına bakabilmek için kötü yola düşmüş olsa da kalbi, maneviyatı temiz bir kadın olarak tanıtılır. Jan Valjean, toplumun dışladığı bu kadına ve kızına kol kanat gerer, onları da mücadelesinin bir parçası haline getirir; çünkü dışlanmanın nasıl bir his olduğunu çok iyi bilmektedir. Başına birçok dert açılsa da onlara bakmaktan vazgeçmez ve Fantine ölüm döşeğindeyken bile ona, kızı Cosette’e bakacağına ve onu koruyacağına dair söz verir. Ahlaklı ve vicdanlı davranarak bu sözünü de yerine getirmek için her şeyi yapar.
Jan Valjean, asıl mücadelesini polis müfettişi Javert ile yaşar. Çünkü gerçek kimliğini ortaya çıkarmaya çalışan Javert tarafından sürekli takip edilmektedir. Sonunda korktuğu başına gelir ve gerçek kimliği ortaya çıkar. Ama burada gözden kaçırmamamız gereken en önemli nokta baş karakterin suçlu olduğunu, başkası boş yere kendisi yüzünden acı çekmesin diye, kendi iradesiyle itiraf etmiş olmasıdır. İtirafından sonra ömür boyu ceza alan Jan Valjean yine kaçar ve Fantine’e söz verdiği üzere kızı Cosette’i, hizmetçi olarak çalıştırılıp eziyet gördüğü evden kurtarır. Böylece yeni bir sayfa daha açılır hayatında. Hikayenin bundan sonrası ise Javert hariç herkese mutlu son getirir. Cosette, sevdiği Marius’la evlenir.
Marius karakteri çok önemlidir; çünkü hem siyasi duruşuyla hem de savunduğu değerlerle Victor Hugo’nun kitaptaki yansıması görevini görür. Zaten romantik akımın başyapıtlarından olan bu eserde yazarın kendini hikayeye katmamış olması düşünülemez. İyi ile kötü tezatının kitabın temasını oluşturması, ahlakın yüceltilmesi, manevi ve dini değerlerin savunulması, karşılaşılan müthiş tesadüfler kitabı tam bir romantizm simgesi haline getiren ögelerdir.
Asalet ve sefaletin birbirine karışması, acıma duygusunun derinliği, kurgunun arka planında bir dönemin tarihini ve felsefesini öğrenmenin zevki, 19. yüzyıl Fransa’sı, küçük entrikalar, ahlaki değerlerin üstünlüğü, iyiye inanmanın getirdiği zafer, kötüyle karşılaşıldığında yapılması gereken doğrular, biraz gizem, çokça heyecan, belki azıcık gözyaşı… Bu klâsik eser size tüm bunları vadediyor. Uzun bir kitap olması sizi vazgeçirmesin; çünkü Victor Hugo okumak, nicelikle değil, nitelikle ilgilidir.


1.KİTABIN KONUSU:
Jan Valjan adındaki bir kürek mahkümunun acılarla dolu hayatı konu edilmiştir.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Anne ve babasını küçük yaşta kaybeden Jan Valjan ablasının yanında kalmaktadır. Eniştesinin ölümüyle beraber ablası ve çocukların bakımı ona kalır. Büyük sefaletler çekerler. Bir gün ekmek parası bulamayınca fırından ekmek çalar fakat jandarmalar onu bunun üzerine tutuklarlar. Bir kaç defa hapishaneden kaçmaya kalkar. Başarılı olamaz ve mahkumiyeti artar. Onsekiz yıl hapis yattıktan sonra hapisten çıkar. Fakat ablasını bulamaz. Kasabanın birinde kasaba psikoposunun altın şamdanlarını çalar ama jandarmalar yakalar. Psikopos onu affeder ve şamdanları ona hediye eder. Bundan sonra iyi bir insan olmaya karar verir. Fakat başka bir kasabaya giderken küçük bir çocuğun parasını çalar. Bu onun yaptığı son kötülük olur.
Daha sonra başka bir kasabaya yerleşir ve zenginleşir. Etrafına yardımlarda bulunur. Yardımseverliğinden dolayı halk onu belediye reisi seçer. Mandeleine baba olarak tanınır.Bu sırada kasabada yoksulluktan dolayı fahişelik yapan Fantine ve kızı küçük Cosette ile tanışır.Geçmişinin belirsizliğinden dolayı yeni gelen kasaba müfettişi Javert, onun devamlı peşine düşer. Onun, bir zamanlar görev yaptığı hapishanedeki Ja Valjen olduğundan şüphelenir. Başka birisinin Jan Valjan olarak tutuklanmasından sonra şüphelerinden vaz geçer. Fakat belediye reisinin vicdanı sızlar ve teslim olur . hapisten kaçar. Annesi ölmüş olan Cosetteyi alır ve eski bir arkadaşının bahçıvanı olduğu bir manastıra yerleşir yıllarca bu manastırdan çıkmazlar. Cosette büyür ve bir gence aşık olur. Fakat Jan Valjankızı kaybedeceğinden korkarak buna razı olmaz. Daha sonra evlenmelerine izin verir. Hayatındaki bütün gizemli olayları onlara anlatır. Şamdanları da onlara emanet eder ve ölür.
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Sefalet içinde yaşayan insanların başlarından geçen üzücü olayları dirayetlaeri sayesinde geçebilecekleri vurgulanıyor.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Jan Valjan:hayatı acılarla geçen fakat iradesiyle tüm güçlüklere göğüs geren bir kişidir.
Fantine:Kocasının ölümüyle beraber çocuğuna bakamadığından , fahişelik yapmak zorunda kalan,iyikalpli bir kadındır.
Cosette:Kendisine yardım eden adam sayesinde hayatı kurtulan temiz bir kızdır.
Javert:Herşeye şüpheyle yaklaşan ,kötü kalpli,merhametsiz biridir.
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Yoksulluk çeken insanların mahsun ve buruk hayatlarını ve başlarından geçen acı olayları anlatmasından dolayı mükemmel bir kitaptır.


Victor Hugo (1802-1885)
Fransız edebiyatında romantizmin en önemli isimlerinden olan Hugo, sanat yaşamı boyunca roman ve oyun yazarlığı yapmış, şiirler kaleme almıştır. Asıl ününü edebiyat alanında kazanmış olsa da o, aynı zamanda önemli bir siyaset adamı ve insan hakları savunucusudur. Romanlarıyla ve ülkesinde demokrasiyi kurmak için gösterdiği çabalarla uluslararası bir ün kazanmıştır.
1802′de, Besancon’da, Joseph Hugo ve Sophie Treuchbet’in üçüncü ve son oğlu olarak Fransa’nın büyük politik değişimler yaşadığı bir dönemde dünyaya gelir. Babası Napolyon’un ordusunda önemli bir general ve ateist bir cümhuriyetçi iken annesi inançlı bir katolik ve sadık bir kral taraftarıdır. Aralarındaki bu büyük fark, anne ve babasının evliliklerini olumsuz etkiler. Babasının görevi nedeniyle sürekli seyahat etmesi de annesi ile babasının ayrı yaşamasına neden olur. Hugo, babasından uzakta annesi ile kalır. Tüm sorumluluğunu alan annesi ona, Kral’a ve katolik inançlara bağlılığı aşılar. Yazarın genç yaşta kaleme aldığı yazılar, annesinin öğretilerinden izler taşır; ancak yazar daha sonraki yaşamında kralcı ve katolik inançlara isyan eder ve babası gibi cumhuriyetçiliğin ateşli bir destekçisi olur.
Gençlik yıllarında şiire yönelen sanatçının ilham kaynağı Chateaubriand’dır, hatta henüz 14 yaşındayken günlüğüne: “Olursam Chateaubriand olurum. Onun gibi olmadıktan sonra hiç şair olmayayım daha iyi.” yazar. Bu ünlü romantik şairden esinlenir ve Fransız edebiyatında romantizmin önde gelen isimlerinden biri olur. Hukuk fakültesine girmiş; ama eğitimini yarıda bırakmış ve tamamen edebiyata yönelmiştir. Bu dönemde annesini de kaybetmiş ve büyük maddi sıkıntı içine düşmüştür. Bu yıllarda yazdığı kraliyet yanlısı şiirler çok ilgi görmüş; hatta XVIII. Louis tarafından kendisine maaş bağlanmıştır. Annesinin ölümünden sonra çocukluk aşkı Adele Foucher ile evlenmiş ve bu evlilikten dört çocuk sahibi olmuştur.
1819-21 yılları arasında Conservateur Litteraire adlı dergiyi çıkaran sanatçının ilk şiir kitabı “Odes et Poesies Diverses” (Odlar ve Çeşitli Şiirler) büyük ilgi görür. 1824′te “Nouvelles Odes” (Yeni Odlar), 1826′da “Odes et Ballades” (Odlar ve Balladlar) ile de ününü pekiştirir.
İlk romanı “Han d’Islande” (İzlanda Hanı) 1823 tarihlidir. Bundan üç yıl sonra ise “Bug-Jargal” adlı romanını yayımlamıştır. 1829′da ise “Le Dernier jour d’un condamné” (Bir İdam Mahkumunun Son Günü) adlı ilk ciddi ve önemli roman çalışmasını yayımlar.
Gerçek bir romantik olarak ün kazanan Hugo, 1827′de ünlü “Cromwell” dramını yayımlar. Oyun çok uzun olduğu için sahnelenmeye uygun olmasa da asıl ününü önsözüyle elde etmiştir. Çünkü sanatçı bu dramının önsözünde, insan denen varlıkta kahkaha ve gözyaşı, iyilik ve kötülük, güzellik ve çirkinlik bir arada olduğu için bir oyunun içerisinde hem trajik hem komik olayların birlikte yer alması gerektiğini öne sürer. Böylece klasik tiyatro anlayışındaki tragedya ve komedyanın karşısına “dram” türünü getirir. Bu yüzden Cromwell, bir oyun olarak değil de romantizmin temel ilkelerinin anlatıldığı önsözüyle tanınır. 1829′da yazdığı “Marion de Lorme” adlı oyunu, X. Charles’ın baskıcı yönetimiyle yasaklanır. Hugo bu yasaklamaya 1830′da yayımladığı ünlü “Hernani” dramı ile karşılık verir. Bu dramın sahnelenmesinden sonra, romantikler ile klasik edebiyatın savunucuları arasında, “Hernani Savaşı” olarak bilinen bir tartışma başlar. Bu savaş, romantiklerin kesin zaferiyle sonuçlanır.
Bir romancı olarak Hugo ilk gerçek başarısını, 1831′de yayımladığı “Notre-Dame de Paris” (Notre Dame’ın Kamburu) ile elde eder. XI. Louis döneminde, Ortaçağ’ı yaşayan Paris’te geçen roman; başdiyakoz Frollo ve askerlerin, kambur Quasimodo ve çingene kızı Esmeralda’ya çektirdiklerini eleştirel bir bakışla kaleme alır.
1841′e kadar birçok başarılı şiir ve oyun kaleme alan yazar, Fransız Akademisi’ne seçilir. Bu dönemde siyasete yakından ilgi gösteren yazar, cumhuriyetçiliğin açık bir destekçisi haline gelir ve sosyal eşitsizliği, ölüm cezasını, basın sansürünü sert bir dille eleştiren yazılar kaleme alır. Ancak 1843′te büyük kızı Leopoldine’in kaza sonucu boğularak ölmesi nedeniyle büyük bir buhran yaşar ve yazılarına bir süre ara verir. Hatta üzerinde yeni çalışmaya başladığı Sefiller’i de bir kenara bırakır.
1848 Devriminden sonra önce Louis Napolyon’u destekler; ama sonra o da imparatorluğunu ilan edince sert bir dil kullandığı eleştirel yazılar kaleme alarak halkı aydınlatmaya çalışır. Fakat sonuç alamaz ve sonunda ülkeyi terk etmek zorunda kalır. Affedilse bile III. Cumhuriyet kurulana kadar gönüllü olarak sürgünde kalmayı tercih eder. 1851-70 yılları arasında küçük bir İngiliz adası olan Guernsey’de yaşar. Sanat yaşamının en verimli yıllarını da burada geçirir. III. Napolyon’a duyduğu büyük nefreti anlattığı şiirlerinde yergiyi sıkça kullanır. Siyasi eserlerinin yanında kişisel hayal kırıklıklarını ve umutlarını anlattığı lirik şiirler de kaleme alır. Yarıda bırakmış olduğu “Les Miserables” (Sefiller) adlı romanını tamamlayıp 1862′de yayımlar. Bu roman hem ülkesinde hem dünyada çok büyük bir ilgiyle karşılanır. Roman temelde bir macera öyküsü gibi gözükmesine rağmen; aslında Paris’teki sınıfsal ayrımları, şehrin hem burjuva hem de sefil yüzünü tüm ayrıntılarıyla anlatır. İnsanın kendini yeniden yaratabileceğini anlatan erdem ve ahlakın kötüyle mücadele etmesi gerektiğini savunan roman bugün Dünya klasikleri arasında kabul edilmektedir.
“Les Travailleurs de la mer” (Deniz İşçileri) ve “L’Homme qui rit” (Gülen Adam) adlı romanlarını da sürgündeyken yayımlayan yazar, Fransız-Alman Savaşı sonrası III. Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle 1871′de Paris’e döner. Meclise seçilir; ancak eşini ve oğlunu kaybeden yazar siyasetten çok edebiyatla ilgilenmeyi tercih eder. Yazar, 22 Mayıs 1885′te 83 yaşındayken öldüğünde ülke genelinde milyonlarca insan yas tutar. Ulusal bir cenaze töreniyle Paris’te Pantheon’da defnedilen yazarın ismi günümüzde hem Fransa’da hem de dünyada özenle yaşatılmaktadır.
Tüm Eserleri:
Şiirler
* Odes et poésies diverses (1822, Odlar ve Çeşitli Şiirler)
* Nouvelles Odes (1824 – Yeni Odlar)
* Odes et Ballades (1826 – Odlar ve Baladlar)
* Les Orientales (1829 – Doğulular)
* Les Feuilles d’automne (1831 – Sonbahar Yaprakları)
* Les Chants du crépuscule (1835 – Şafak Türküleri)
* Les Voix intérieures (1837 – Gönülden Sesler)
* Les Rayons et les Ombres (1840 – Işınlar ve Gölgeler)
* Les Châtiments (1853 – Azaplar)
* Les Contemplations (1856 – Düşünceler)
* La Légende des siècles (1859, 1877, 1883 – Yüzyılların Efsanesi)
* Les Chansons des rues et des bois (1865 – Sokak ve Orman Şarkıları)
* L’Année terrible (1872 – Korkunç Yıl)
* L’Art d’être grand-père (1877 – Büyük Baba Olma Sanatı)
* Le Pape (1878)
* La Pitié suprême (1879)
* L’Âne (1880)
* Religions et religion (1880)
* Les Quatre Vents de l’esprit (1881 – Usun Dört Rüzgarı)
* La Fin de Satan (1886 – Şeytanın Sonu)
* Toute la Lyre (1888 – Bütün Lir)
* Dieu (1891 – Tanrı)
* Les Années funestes (1852-1870 – Uğurusuz Yıllar)
Romanlar
* Han d’Islande (1823 – İzlanda Hanı)
* Bug-Jargal (1818)
* Le Dernier Jour d’un condamné (1829 – İdam Mahkumunun Son Günü)
* Notre-Dame de Paris (1831 – Notre Dame’ın Kamburu)
* Claude Gueux (1838)
* Les Misérables (1862 – Sefiller)
* Les Travailleurs de la mer (1866 – Deniz İşçileri)
* L’Homme qui rit (1869 – Gülen Adam)
* Quatrevingt-treize (1874 – Doksan Üç İhtilali)
Oyunlar
* Cromwell (1827)
* Amy Robsart (1828)
* Hernani (1830)
* Marion de Lorme (1831)
* Le roi s’amuse (1832 – Kral Eğleniyor)
* Lucrèce Borgia (1833)
* Marie Tudor (1833)
* Angelo, tyran de Padoue (1835 – Padova Tiranı Angelo)
* Ruy Blas (1838)
* Les Burgraves (1843 – Derebeyler)
* Théâtre en liberté (1886 – Özgürlükte Tiyatro)
Diğer
* Le Rhin (1842 – Ren)
* Napoléon le Petit (1852 – Küçük Napoléon)
* Actes et paroles – Avant l’exil (1841-1851 – 1. cilt, Eylemler ve Sözler – Sürgünden Önce)
* Actes et paroles – Pendant l’exil (1852-1870 – 2. cilt, Eylemler ve Sözler – Sürgünden Sonra)
* Actes et paroles – Depuis l’exil (1870-1885 – 3. ve 4. cilt, Eylemler ve Sözler – Sürgünden Bu Yana)
* Histoire d’un crime (1877 – Bir Suç Öyküsü)
* Alpes et Pyrénées (ölümünden sonra 1890 – Alpler ve Pireneler)
* La France et la Belgique (ölümünden sonra 1894 – Fransa ve Belçika)
* Choses vues (ölümünden sonra 1887-1899, 2 cilt – Görülen Şeyler)
09-11-2013 03:39
kullanıcının tüm mesajlarını bul Alıntı ile Cevapla
[ Etiketler: sefiller | -roman | incelemesi | victor | hugo ]
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Tevfik Fikret - Ferda Şiiri İncelemesi Bahar 0 86 18-01-2014 08:20
Son Yorum: Bahar
  ORHAN ŞAİK GÖKYAY’IN “BU VATAN KİMİN?” ŞİİR İNCELEMESİ Bahar 0 121 27-11-2013 03:46
Son Yorum: Bahar
  ELHAN-I ŞİTA ŞİİRİ İNCELEMESİ Bahar 0 99 27-11-2013 03:45
Son Yorum: Bahar
  Yorgun Savaşçı – Roman İncelemesi - Kemal Tahir Bahar 0 197 09-11-2013 03:44
Son Yorum: Bahar
  Notre Dame’ın Kamburu – Roman inceleme -Victor Hugo Bahar 0 398 09-11-2013 03:42
Son Yorum: Bahar

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

İletişim | Türkiyenin En Güncel Forumu | Yukarı Git | İçeriğe Git | Arşiv | RSS Beslemesi

Sitemizdeki Online Kişi Sayısı: